PEUGEOT Rifter GT: Aile Otomobili mi, Hafif Ticari mi?

PEUGEOT Rifter GT: Aile Otomobili mi, Hafif Ticari mi?
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Peugeot Rifter, ilk bakışta sınıflandırması oldukça kolay bir otomobil gibi görünüyor.

Yüksek tavanı, sürgülü arka kapıları ve kutu formundaki gövdesi onun hafif ticari araç kökenlerini açıkça ortaya koyuyor. Ancak Rifter GT’nin direksiyonuna geçtiğinizde işler biraz değişiyor. Özellikle 1.5 BlueHDi 130 hp dizel motor ve 8 ileri EAT8 otomatik şanzıman birleştiğinde Rifter, yalnızca geniş bagajı olan fonksiyonel bir araç olmaktan çıkıp uzun yol yapmayı seven kalabalık aileler için oldukça mantıklı bir otomobil haline geliyor. Üstelik GT donanım seviyesiyle birlikte dışarıdan ve içeriden klasik bir hafif ticari araçtan çok daha zengin hissettiriyor. Peki bütün bunlar Rifter’ın ticari araç genlerini tamamen gizlemeye yetiyor mu? Direksiyona geçelim.

KUTU FORMUNU SAKLAMAYA ÇALIŞMIYOR

Rifter’ın tasarımında en sevdiğim nokta, ne olduğunu gizlemeye çalışmaması. Otomobilin yüksek tavanı, dik arka bölümü ve geniş cam yüzeyleri tamamen fonksiyon odaklı. Buna rağmen Peugeot özellikle ön tasarımda Rifter’ı markanın binek modellerine yaklaştırmayı başarmış. GT donanımın getirdiği detaylarla birlikte ön bölüm oldukça güçlü görünüyor. Yüksek kaput, Peugeot logosunun merkezde bulunduğu geniş ön bölüm ve markanın güncel tasarım dilini taşıyan aydınlatmalar Rifter’a beklenenden daha ciddi bir görüntü kazandırıyor. Yan tarafa geçtiğinizde ise fonksiyon tasarımın önüne geçiyor. Büyük sürgülü kapılar, yüksek tavan ve neredeyse tamamen dik tasarlanan arka bölüm Rifter’ın neden bu kadar geniş olduğunu açıklıyor. Bu otomobili güzellik yarışmasına sokmak çok anlamlı değil. Rifter’ın tasarımında amaç formdan çok fonksiyon. Ve bunu oldukça iyi yapıyor.

İÇ MEKÂNDA İLK SÜRPRİZ: İ-COCKPİT

Sürücü koltuğuna geçtiğinizde bir hafif ticari araçtan beklediğiniz kokpitle karşılaşmıyorsunuz. Peugeot’nun karakteristik küçük direksiyonu ve direksiyonun üzerinden okunan gösterge paneli burada da kullanılıyor. İlk birkaç kilometrede direksiyonun küçüklüğü biraz garip gelebiliyor fakat alıştıktan sonra özellikle şehir içerisinde Rifter’ın olduğundan daha çevik hissetmesini sağlıyor. Sürüş pozisyonu oldukça yüksek. Geniş ön cam ve büyük yan camlarla birleştiğinde görüş açıları başarılı. Rifter’ın boyutlarını sürücü koltuğundan algılamak kolay ve birkaç kilometre sonra büyük bir araç kullandığınızı unutmaya başlıyorsunuz. GT donanımın kabin atmosferine katkısı da önemli. Koltuklar, döşemeler ve çeşitli dekoratif detaylar standart bir ticari araçtan daha kaliteli bir ortam yaratıyor. Ancak elinizi kokpitin farklı noktalarında gezdirmeye başladığınızda Rifter’ın kökenleri ortaya çıkıyor. Sert plastik oldukça fazla. Bunu büyük bir problem olarak görmüyorum çünkü bu otomobilde dayanıklılık ve kolay temizlenebilirlik de önemli. Yine de “GT” logosuna bakıp 3008 seviyesinde bir malzeme kalitesi beklememek gerekiyor.

SAKLAMA ALANI KONUSUNDA RİFTER BAŞKA BİR DÜNYADA

Rifter’ın iç mekânını kullanmaya başladığınızda klasik SUV’larla arasındaki fark çok hızlı ortaya çıkıyor. Her yerde bir saklama alanı var. Kapı cepleri büyük, konsolda farklı bölmeler bulunuyor ve kabinin genelinde telefon, şişe, oyuncak veya günlük eşyaları bırakabileceğiniz çok sayıda alan mevcut. Çocuklu ailelerin bu otomobili neden sevdiğini anlamak çok kolay. Ancak asıl olay arka tarafa geçtiğinizde başlıyor.

SÜRGÜLÜ KAPILARA ALIŞINCA NORMAL KAPILAR GEREKSİZ GELİYOR

Rifter’ın belki de günlük kullanımda en büyük avantajı sürgülü arka kapıları. Dar bir otoparkta çocuk koltuğuna ulaşmaya çalıştığınızda bunun ne kadar büyük bir avantaj olduğunu fark ediyorsunuz. Yanınızdaki otomobile kapıyı çarpma derdi yok. Kapıyı tamamen açabiliyorsunuz ve arka koltuklara erişim son derece rahat. Çocuk koltuğu kullanan aileler açısından tek başına satın alma gerekçesi olabilecek bir özellik. Arka tarafta yaşam alanı da oldukça geniş. Diz mesafesi başarılı ancak asıl fark baş mesafesinde. Tavan o kadar yüksek ki arka tarafta ciddi bir ferahlık hissi oluşuyor. Büyük cam yüzeyler de bunu destekliyor. SUV’larda tasarım uğruna küçülen arka camların aksine Rifter’ın arka koltuklarında yolcular dışarıyı rahatlıkla görebiliyor.

1.5 BLUEHDİ 130 HP NASIL?

Gelelim test aracının bence en önemli noktalarından birine. Kaputun altında 1.5 litrelik BlueHDi turbo dizel motor bulunuyor. Motor 130 hp güç üretiyor ve test aracımızda 8 ileri EAT8 otomatik şanzımanla birlikte çalışıyor. 130 hp, Rifter’ın boyutlarını gördüğünüzde çok etkileyici bir rakam gibi görünmeyebilir. Ancak dizel motorun karakteri bu otomobile oldukça uygun. Özellikle alt ve orta devirlerde gelen tork sayesinde Rifter normal kullanımda güçsüz hissettirmiyor. Trafikte hareket ederken gaz pedalına hafifçe dokunduğunuzda otomobil rahat şekilde hızlanıyor. Burada önemli olan maksimum güçten çok torkun kullanıldığı devir aralığı. Rifter’ı 2.000-3.000 devir civarında kullandığınızda motor oldukça rahat.

SONUÇ: SUV ALMAK ZORUNDA MIYIZ?

Rifter GT 1.5 BlueHDi EAT8’i kullandıktan sonra aklımda kalan temel soru bu oldu. Çünkü bugün çocuklu bir aile geniş bir otomobil aradığında ilk olarak SUV’lara bakıyor. Fakat kullanım alanı açısından değerlendirdiğinizde Rifter birçok SUV’dan çok daha mantıklı.  Üstelik 1.5 BlueHDi motor ile uzun yolda oldukça ekonomik ve EAT8 sayesinde şehir içerisinde manuel dizel kullanmanın zahmeti de ortadan kalkıyor. Elbette bunun karşılığında bir SUV’un daha rafine süspansiyonunu, daha sessiz aerodinamik yapısını ve daha kaliteli iç mekân malzemelerini bir miktar feda ediyorsunuz. Fakat iki çocuk, çocuk koltukları, valizler, bisikletler veya kamp ekipmanları işin içine girdiğinde bu fedakârlıkların önemi hızla azalıyor.

Rifter GT’nin en başarılı tarafı, hafif ticari araç olmanın avantajlarını korurken sürücüsüne mümkün olduğunca binek otomobil deneyimi sunması. 1.5 BlueHDi 130 hp motor performansıyla heyecanlandırmıyor ama torku, düşük tüketimi ve EAT8 ile uyumu sayesinde Rifter’ın kullanım amacına çok iyi oturuyor. Benim Rifter GT’de en beğendiğim üç özellik kullanışlılık, uzun yol ekonomisi ve EAT8 şanzımanın rahatlığı oldu. En fazla eleştireceğim noktalar ise yüksek hızlardaki rüzgâr sesi, boşken biraz hareketli çalışan arka süspansiyon ve GT olmasına rağmen kabinde karşılaşılan sert plastikler. Sonuç olarak Rifter GT 1.5 BlueHDi 130 hp EAT8, otomobil seçerken görüntüden çok hayatınızı ne kadar kolaylaştırdığına önem veriyorsanız çok güçlü bir seçenek. Çünkü bazı otomobiller test sırasında etkileyicidir.