Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt: “Pazardaki Öncü Konumumuzu Güçlü Ürün Gamımız ve Bütüncül Çözümlerimizle Pekiştiriyoruz”

Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt: “Pazardaki Öncü Konumumuzu Güçlü Ürün Gamımız ve Bütüncül Çözümlerimizle Pekiştiriyoruz”
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

2026 yılının ilk yarısında daralan ağır ticari araç pazarına rağmen pazar payını artıran Mercedes-Benz Türk, güçlü ürün gamı, satış sonrası hizmetleri ve bütüncül finansman çözümleriyle öncülüğünü sürdürüyor. Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt, Ticariden Dergisi’ne yaptığı değerlendirmede; pazardaki son durumu, Yeni Actros L’ye yönelik müşteri ilgisini, elektrikli taşımacılıkta Mercedes-Benz eActros 600 ile yürüttükleri çalışmaları ve yılın ikinci yarısına ilişkin beklentilerini anlattı.

1. 2026 yılının ilk yarısını kamyon pazarı açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? İlk altı ayın öne çıkan gelişmeleri neler oldu?

Ağır Ticari Araçlar Derneği’nin (TAİD) verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında 6 ton ve üzeri kamyon pazarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14 daralarak 15.649 adet seviyesinde gerçekleşti. Ancak dikkat çekici nokta, yılın ilk beş ayında yüzde 19 seviyesinde olan daralmanın haziran ayı sonunda yüzde 14’e gerilemesi oldu. Bu tablo, pazarın yılın ikinci çeyreğiyle birlikte kademeli bir toparlanma eğiliminde olduğuna işaret ediyor.

Yılın ilk aylarında küresel ekonomik ve politik gelişmeler, jeopolitik riskler ve lojistik hatlarında yaşanan aksamalar; enerji maliyetleri ve finansman koşulları üzerinde baskı oluşturarak yatırım kararlarını bekleten bir unsur oldu. Buna karşın son dönemde bu etkilerin kısmen dengelenmeye başlamasıyla birlikte pazarda daha olumlu bir görünüm oluştu. İlk altı ay sonunda ulaşılan 15.649 adetlik pazar büyüklüğü de uzun dönem ortalamalarıyla uyumlu bir seviyeye işaret ediyor.

Mercedes-Benz Türk olarak biz de yılın ilk yarısında 6.169 adetlik satış gerçekleştirdik. Satış adetlerimiz geçen yılın aynı döneminin bir miktar altında kalsa da pazarın daha yüksek oranda daraldığı bu dönemde pazar payımızı iyileştirerek sektördeki öncü konumumuzu daha da pekiştirdik. Bu sonuç, müşterilerimizin markamıza duyduğu güvenin ve sunduğumuz bütüncül çözüm yaklaşımının önemli bir göstergesi.

Önümüzdeki dönemde de küresel ve yerel ekonomik gelişmeler, faiz ve kur hareketleri ile finansmana erişim koşulları sektörün seyrini belirlemeye devam edecek. Bu ortamda müşterilerimiz için toplam sahip olma maliyeti, operasyonel verimlilik ve uygun finansman imkanları her zamankinden daha kritik hale geliyor. Nitekim 2026 yılının ilk yarısında gerçekleştirdiğimiz kamyon satışlarının yaklaşık yüzde 70’i Mercedes-Benz Kamyon Finansman aracılığıyla hayata geçti. Bu oran, finansman çözümlerimizin müşterilerimizin yatırım kararlarındaki önemini açıkça ortaya koyuyor. Biz de müşterilerimizin ihtiyaçlarına uygun, rekabetçi ve esnek finansman çözümlerimizle onları her daim desteklemeyi sürdüreceğiz.

Yılın ikinci yarısında pazardaki toparlanma eğiliminin devam etmesini beklemekle birlikte, 2026 toplam pazarının 2025 seviyelerinin bir miktar altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Mercedes-Benz Türk olarak ise güçlü ürün gamımız, yaygın satış ve satış sonrası hizmet ağımız ile rekabetçi finansman çözümlerimiz sayesinde müşterilerimizin yanında olmaya ve pazardaki öncülüğümüzü korumaya devam edeceğiz.

2. Özellikle uzun yol taşımacılığı sektöründe Actros’un güçlü bir tercih olmaya devam ettiğini görüyoruz. Sizce Actros’u müşteriler nezdinde öne çıkaran en önemli unsurlar neler?

Bugün uzun yol taşımacılığında müşterilerimizin öncelikleri çok net. Bir araçtan sadece yüksek performans beklemiyorlar; aynı zamanda düşük yakıt tüketimi, yüksek güvenlik, sürücü konforu ve düşük toplam sahip olma maliyeti talep ediyorlar. Mercedes-Benz Actros L’yi güçlü kılan da tüm bu beklentilere aynı anda cevap verebilmesi.

Yeni Actros L’i geliştirirken odağımıza verimlilik, konfor ve güvenliği aldık. “Verimliliğin Yeni Şekli” yaklaşımıyla geliştirilen aracımız, aerodinamik ProCabin tasarımı ve üçüncü nesil OM 471 motoru sayesinde yakıt tüketiminde yüzde 7’ye varan tasarruf sağlayabiliyor. Bu da özellikle uzun yol operasyonlarında müşterilerimizin işletme maliyetlerine doğrudan katkı sunuyor.

Aerodinamik açıdan tamamen optimize edilen ProCabin tasarımı, hava akışını en verimli şekilde yönlendirerek sürüş performansına katkı sağlarken, yeni G291 şanzıman da daha hızlı ve sessiz vites geçişleri sunuyor. Optimize edilen güç aktarımı ve geliştirilen vites geçiş stratejisi sayesinde motor ile şanzıman arasındaki uyum artırılarak özellikle uzun yol operasyonlarında yakıt tüketimi daha da azaltılıyor.

Bunun yanında, uzun saatler direksiyon başında olan sürücüler için konfor artık bir tercih değil, operasyonel verimliliğin önemli bir parçası. Yeni ProCabin tasarımı, geliştirilmiş yaşam alanı, ergonomik iç mekânı ve Yeni Multimedya Kokpit 2 gibi dijital çözümleriyle sürücülere daha konforlu bir kullanım deneyimi sunuyor. Sürücü memnuniyetinin arttığı bir ortamda filoların operasyonel verimliliği de olumlu yönde etkileniyor.

Güvenlik ise hiç taviz vermediğimiz alanlardan biri. Aracımız regülasyonların ötesine geçen teknolojilerle öne çıkıyor. Aktif Fren Asistanı 6 Plus ve Aktif Kör Nokta Asistanı 2 gibi sistemler; yayaları, bisikletlileri ve diğer yol kullanıcılarını çok daha etkin şekilde algılayarak sürücüyü olası risklere karşı uyarıyor, gerekli durumlarda ise frenleme desteği sağlayabiliyor. Böylece yalnızca sürücüyü değil trafikteki diğer yol kullanıcılarını da korumaya yardımcı oluyor. Bu teknolojiler, uzun yol taşımacılığında hem sürüş güvenliğini destekliyor hem de müşterilerimizin operasyonlarını daha güvenli ve verimli şekilde yürütmelerine katkı sağlıyor.

Kısacası Mercedes-Benz Actros L’nin başarısının temelinde tek bir özellik değil; müşterilerimize yakıt ekonomisinden güvenliğe, sürücü konforundan yüksek ikinci el değerine kadar bütüncül bir değer önerisi sunması yatıyor. Uzun yıllardır devam eden güçlü müşteri bağlılığını da bu yaklaşımın en önemli göstergelerinden biri olarak görüyoruz.

3. Yeni nesil Actros’un pazara sunulmasının ardından müşterilerden ve sektör temsilcilerinden nasıl geri dönüşler aldınız? Bu ilgi satış performansına nasıl yansıdı?

Mercedes-Benz Yeni Actros L’nin pazara sunulmasının ardından aldığımız geri bildirimler beklentilerimizi doğrular nitelikte oldu. Özellikle uzun yol taşımacılığı yapan müşterilerimizden, aracın gerçek operasyon koşullarında sunduğu yakıt ekonomisi ve düşük işletme maliyetine ilişkin oldukça olumlu değerlendirmeler alıyoruz. Bir ürünün başarısını en iyi sahadaki performansı belirler; bu açıdan bakıldığında Mercedes-Benz Actros L’nin müşterilerimizin beklentilerini karşıladığını memnuniyetle görüyoruz.

Geri bildirimlerde öne çıkan bir diğer konu ise sürücü deneyimi. Günümüzde filo yöneticileri operasyonel verimliliğin yanı sıra sürücülerin memnuniyetini de öncelikleri arasında görüyor. Bu nedenle Mercedes-Benz Actros L’nin sunduğu kabin konforu, yaşam alanı, dijital özellikleri ve gelişmiş güvenlik sistemleri hem sürücüler hem de filo yöneticileri tarafından oldukça olumlu değerlendiriliyor. Araçlarımızın sürücüler tarafından tercih edilmesinin, müşterilerimizin operasyonel başarısına da doğrudan katkı sağladığını görüyoruz.

Bu güçlü ilginin satış performansımıza da olumlu yansıdığını söyleyebiliriz. Mercedes-Benz Türk olarak ağır ticari araç pazarındaki öncülüğümüzü korurken, Mercedes-Benz Actros L’nin gördüğü yoğun ilgi de müşterilerimizin markamıza duyduğu güvenin önemli göstergelerinden biri oldu. Bizim için satış başarısı kadar müşterilerimizin araçlarımızı uzun yıllar boyunca verimli, güvenli ve kazançlı bir şekilde kullanmaları da büyük önem taşıyor. Bu nedenle yalnızca araç sunan bir üretici değil, satış sonrası hizmetlerden finansman çözümlerine kadar müşterilerimizin tüm ihtiyaçlarına destek veren bir iş ortağı olarak hareket etmeye devam ediyoruz ve bu yaklaşımımızın pazardaki güçlü konumumuzu destekleyen en önemli unsurlardan biri olduğuna inanıyoruz.

4. İnşaat sektörüne yönelik kamyon segmentinde Mercedes-Benz Türk’ün mevcut performansını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu segmentte önümüzdeki döneme ilişkin beklentileriniz neler?

İnşaat segmenti, ağır ticari araç pazarının en önemli alanlarından biri olmayı uzun yıllardır sürdürüyor. Son iki yılda özellikle deprem bölgesindeki yeniden yapılanma çalışmaları ve kamu yatırımlarının etkisiyle segmentte güçlü bir talep oluştu ve pazar uzun dönem ortalamalarının üzerinde bir performans sergiledi.

Bugün ise bu hareketliliğin daha dengeli bir yapıya kavuştuğunu görüyoruz. Alt segmentlere baktığımızda geçtiğimiz yılın ilk yarısına kıyasla damper araçlara yönelik talebin güçlü seyrini koruduğunu, mikser ve pompa araçlarında ise önceki dönemde yaşanan yüksek talebin daha sürdürülebilir seviyelere geldiğini söyleyebiliriz. Bu gelişmeyi, pazarın daha öngörülebilir ve sağlıklı bir yapıya ilerlemesi açısından olumlu değerlendiriyoruz.

Mercedes-Benz Türk olarak inşaat segmentinde de güçlü bir konuma sahibiz. Geniş ürün gamımız, dayanıklılığı ve yüksek performansıyla öne çıkan araçlarımızın yanı sıra yaygın satış ve satış sonrası hizmet ağımız sayesinde müşterilerimizin farklı operasyonel ihtiyaçlarına uygun çözümler sunuyoruz. İnşaat sektöründe araçların çalışma sürekliliği kritik önem taşıyor. Bu nedenle yalnızca ürün değil, satış sonrası hizmetlerimiz ve müşterilerimizin operasyonlarını kesintisiz destekleyen çözümlerimizle de müşterilerimizin daima yanında olmayı sürdürüyoruz.

Yılın geri kalanında segmentin seyrini devam eden yatırımların yanı sıra makroekonomik gelişmeler, finansmana erişim koşulları ve yatırım iştahı belirlemeye devam edecek. Biz de bu süreci yakından takip ediyor, müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına en uygun ürün ve hizmetleri sunarak inşaat segmentindeki güçlü konumumuzu korumayı hedefliyoruz.

5. Elektrikli taşımacılık tarafında eActros 600, Avrupa’da önemli başarılara imza attı. Mercedes-Benz Türk olarak Türkiye’de elektrikli ağır ticari araçlara yönelik hazırlıkları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Elektrifikasyon, ağır ticari araç sektöründe yalnızca yeni bir ürün teknolojisini değil, taşımacılık ekosisteminin tamamını kapsayan bir dönüşümü ifade ediyor. Bu dönüşümün başarılı olabilmesi için doğru ürün kadar şarj altyapısı, finansman modelleri, satış sonrası hizmetler ve müşterilerin operasyonel hazırlığı da büyük önem taşıyor. Mercedes-Benz Türk olarak biz de süreci bu bütüncül bakış açısıyla ele alıyor ve sektörün dönüşümüne öncülük edecek adımlar atıyoruz.

Bu kapsamda Türkiye’de de Mercedes-Benz eActros 600 teslimatlarına başlamış olmamız son derece önemli bir kilometre taşı. Bu adımı yalnızca yeni bir modelin pazara sunulması olarak değil, batarya elektrikli ağır ticari araçların gerçek operasyon koşullarında performansını ortaya koyan önemli bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Uzun yol taşımacılığı, yüksek tonaj, uzun menzil ve kesintisiz operasyon gereksinimleri nedeniyle elektrifikasyonun en zorlu alanlarından biri. Mercedes-Benz eActros 600’ün sahada aktif olarak kullanılmaya başlanması ise bu dönüşümün hem teknik hem de operasyonel açıdan mümkün olduğunu gösteriyor.

Mercedes-Benz eActros 600, baştan sona elektrikli mimariyle geliştirilen “doğuştan elektrikli” bir araç. 500 kilometreye varan* menzili, 600 kWh kullanılabilir LFP batarya kapasitesi ve yüksek enerji verimliliği sağlayan elektrik motorlu aks (eAxle) teknolojisi sayesinde uzun yol operasyonlarında güçlü bir alternatif sunuyor. Ayrıca 400 kW’a kadar DC hızlı şarj desteği sayesinde uygun koşullarda bataryasını yaklaşık 60 dakikada yüzde 20’den yüzde 80’e kadar şarj edebiliyor. Bu özellikler, araçların operasyonel verimliliğini desteklerken müşterilerimizin toplam sahip olma maliyetini de olumlu yönde etkiliyor.

Araç teknolojisi tarafında bugün önemli bir noktaya gelmiş durumdayız. Bundan sonraki süreçte dönüşümün hızını belirleyecek unsur ise araçların kendisi kadar, bu teknolojiyi destekleyecek ekosistemin gelişimi olacak. Şarj altyapısının yaygınlaşması, finansman olanaklarının gelişmesi, satış sonrası hizmetlerin elektrikli araçlara uygun şekilde güçlendirilmesi ve kullanıcıların bu yeni teknolojiye adaptasyonu, elektrikli dönüşümün hızında belirleyici rol oynayacak.

Biz de Mercedes-Benz Türk olarak yalnızca elektrikli araç sunan bir üretici olmanın ötesinde, müşterilerimizin bu dönüşüm sürecindeki çözüm ortağı olmayı hedefliyoruz. Ürünlerimizin yanı sıra danışmanlık yaklaşımımız, satış sonrası hizmetlerimiz ve müşteri ihtiyaçlarına özel geliştirdiğimiz çözümlerle elektrifikasyonun Türkiye’de yaygınlaşmasına katkı sağlamaya devam edeceğiz. Önümüzdeki dönemde bu alanlarda atılacak adımlarla birlikte elektrikli ağır ticari araçlara olan ilginin daha da artacağını düşünüyoruz.

6. Elektrikli kamyonların yaygınlaşması için şarj altyapısı büyük önem taşıyor. Türkiye’de bu alanda gelinen noktayı ve Mercedes-Benz Türk’ün müşterilerine sunduğu destekleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Elektrikli ağır ticari araçların yaygınlaşmasında şarj altyapısı belirleyici unsurlardan biri. Türkiye’de bu alanda önemli adımlar atılıyor ancak ağır ticari araçların ihtiyaçlarını karşılayacak altyapının daha da gelişmesi gerektiğini düşünüyoruz. Şarj istasyonlarının sayısının artmasının yanı sıra, kamyon operasyonlarına uygun şekilde konumlandırılması, gerekli enerji altyapısıyla desteklenmesi ve yüksek güçlü şarj çözümlerinin yaygınlaşması, elektrifikasyon dönüşümünün hızlanması açısından büyük önem taşıyor.

Bu noktada ağır ticari araçların ihtiyaçlarının binek araçlardan farklı olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Araçlarımız boyutları ve operasyon yapıları gereği her binek aracın şarj edebildiği noktada şarj olamıyor. Bu nedenle ağır ticari araçlara özel planlanmış, yüksek güçlü şarj altyapısının yaygınlaşması elektrifikasyonun önünü daha da açacak en önemli unsurlardan biri olacak.

Bu doğrultuda Mercedes-Benz eActros 600 aracımız, bugün kullanılan 400 kW’a kadar olan şarj altyapısını desteklerken, geleceğin Megawatt Şarj Sistemi’yle** (MCS) de uyumlu olacak şekilde dizayn edildi. MCS altyapısının yaygınlaşmasıyla birlikte uzun yol taşımacılığında şarj süreleri önemli ölçüde kısalacak ve sürücülerin operasyonlarını daha da verimli bir şekilde planlamaları mümkün hale gelecek. Bu da elektrikli taşımacılığın yaygınlaşması açısından önemli bir eşik olacak. Bununla birlikte, yalnızca MCS değil, mevcut yüksek güçlü şarj altyapısının da ülkemizde yaygınlaşması elektrifikasyon dönüşümünün daha da hızlanmasına önemli katkı sağlayacaktır.

Elbette bu dönüşüm yalnızca şarj altyapısındaki gelişmelerle sınırlı değil. Elektrikli ağır ticari araçların filolara başarılı şekilde entegre edilebilmesi için her müşterinin operasyonunun kendi dinamikleri doğrultusunda değerlendirilmesi gerekiyor. Şarj altyapısının doğru planlanması, enerji kapasitesinin analiz edilmesi ve operasyonel süreçlerin buna uygun şekilde kurgulanması da en az araç teknolojisi kadar önemli.

Bu noktada Mercedes-Benz Türk olarak biz de müşterilerimizin yanında yer alıyoruz. Süreci yalnızca araç teslimatıyla sınırlı görmüyor; analizden şarj altyapısının planlanmasına, enerji kapasitesinin değerlendirilmesinden sürücü eğitimlerine ve yüksek voltaj güvenlik süreçlerine kadar uçtan uca mobilite danışmanlığı sunuyoruz. Çünkü başarılı bir elektrifikasyon dönüşümünün, araç kadar güçlü bir altyapı ve doğru operasyon planlamasıyla mümkün olduğuna inanıyoruz.

7. Mercedes-Benz Türk, elektrikli dönüşüm sürecinde müşterilerinin operasyonlarını kesintisiz sürdürebilmesi için hangi çalışmaları yürütüyor? Bu süreçte müşterilerin mağduriyet yaşamaması adına nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?

Elektrikli mobiliteye geçişi hiçbir zaman yalnızca bir araç teslimatı olarak görmüyoruz. Çünkü elektrikli bir aracın filoya dahil edilmesi, müşterilerimizin operasyonel süreçlerinden enerji altyapısına kadar birçok alanda yeni bir planlama gerektiriyor. Biz de bu dönüşümü, müşterilerimizle birlikte yönettiğimiz uzun soluklu bir iş ortaklığı olarak ele alıyoruz ve çalışmalarımızı bütüncül olarak değerlendiriyoruz.

Satış öncesi aşamada müşterilerimizin operasyonlarını ayrıntılı biçimde analiz ediyoruz. Rota profilleri, sürüş dinamikleri, yük dağılımları, operasyon yoğunlukları ve şarj senaryolarını değerlendirerek elektrikli araçların mevcut operasyona en verimli şekilde nasıl entegre edilebileceğini belirliyoruz. Böylece müşterilerimiz daha yatırım kararı aşamasındayken operasyonlarına en uygun çözümü net bir şekilde görebiliyor.

Bununla birlikte sürücülere yönelik eğitim programlarını planlayarak operasyonun güvenli ve verimli biçimde yürütülmesini sağlıyoruz.

Desteklerimiz teslimat sonrasında da devam ediyor. Yetkili servis ağımızı elektrikli araçlara yönelik yetkinliklerle güçlendiriyor, ekiplerimize yüksek voltaj sistemleri konusunda kapsamlı eğitimler veriyoruz. Aynı zamanda dijital takip sistemleri sayesinde araçların performansını ve batarya durumunu izleyerek müşterilerimize proaktif destek sunuyoruz.

Elektrikli mobiliteye geçişte en önemli unsurlardan birinin güven olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle Mercedes-Benz Türk olarak müşterilerimize yalnızca bir araç değil; mobilite danışmanlığından satış sonrası hizmetlere kadar tüm süreci kapsayan bütüncül bir çözüm sunuyor, elektrifikasyon yolculuklarının her aşamasında onların yanlarında yer alıyoruz.

8. 2026 yılının ikinci yarısına ilişkin beklentileriniz neler? Mercedes-Benz Türk olarak hangi alanlara odaklanmayı planlıyorsunuz?

2026 yılının ikinci yarısına ilişkin beklentilerimizi değerlendirirken, küresel ve yerel ekonomik gelişmelerin ağır ticari araç pazarı üzerinde belirleyici olmaya devam edeceğini öngörüyoruz. Bölgesel gerilimler, jeopolitik riskler, artan maliyetler ile kur ve faiz oranlarındaki dalgalanmalar sektörün genel görünümünü etkilemeyi sürdürüyor. Bununla birlikte yılın ilk aylarına kıyasla pazarda daha dengeli bir görünüm oluştuğunu görüyor, bu eğilimin yılın geri kalanında da devam etmesini bekliyoruz. Mevcut tablo doğrultusunda 2026 yılı toplam pazarının 2025 seviyelerinin bir miktar altında gerçekleşmesini bekliyoruz.

Böyle dönemlerde müşterilerimizin öncelikleri de daha net hale geliyor. Toplam sahip olma maliyeti, operasyonel verimlilik, satış sonrası hizmetler ve finansmana erişim, yatırım kararlarında her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Özellikle uygun finansman çözümleri, ağır ticari araç yatırımlarının sürdürülebilirliği açısından kritik bir rol üstleniyor. Mercedes-Benz Türk olarak 2026 yılının ilk yarısında toplam kamyon satışlarımızın yaklaşık yüzde 70’ini Mercedes-Benz Kamyon Finansman aracılığıyla gerçekleştirdik. Yılın geri kalanında da rekabetçi, esnek ve müşteri ihtiyaçlarına uygun finansman çözümlerimizle müşterilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.

Yılın ikinci yarısında odağımızı dört temel alanda sürdüreceğiz. Birincisi, güçlü ürün gamımız ve yaygın satış ve satış sonrası hizmet ağımızla müşterilerimize daima en yüksek değeri sunmaya devam etmek. İkincisi, müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına uygun finansman ve hizmet çözümlerimizi daha da güçlendirmek. Üçüncüsü ise dünyadaki ve sektörümüzdeki gelişmeleri yakından takip ederek değişen ihtiyaçlara ve pazar dinamiklerine hızlı ve çevik çözümlerle yanıt verip müşterilerimizin her koşulda yanında olmak. Son olarak ise, elektrikli mobilite başta olmak üzere geleceğin taşımacılık teknolojileri doğrultusundaki çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürerek bu alandaki gelişmeleri de yakından takip etmeye devam etmek. Mercedes-Benz Türk olarak yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, sektörün geleceğine de yatırım yapmaya ve güçlü ürün portföyümüz, yaygın satış sonrası hizmet ağımız, dijital çözümlerimiz ve müşterilerimizin ihtiyaçlarını odağımıza alan yaklaşımımızla pazardaki öncü konumumuzu korumaya devam edeceğiz.